Vergi Hukukçusu Ahmet AK: Mükellef hakları yasal güvenceye bağlanmalı

Vergi Hukukçusu ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Ak, vergi uyuşmazlıklarında mükelleflere verilen hakların yasal güvencesinin olmadığını söyledi.

Dünya Gazetesi - Mehmet KAYA'nın Haberi

DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Ahmet Ak, mükellefe yasal güvence verilmesini, vergi uyuşmazlığının kamu denetçisi aracılığıyla çözümü, mükellef haklarının idari yükümlülük olarak düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Ahmet Ak, “Uzlaşmada adalet ve eşitlik, aciz hali, ödeme emrine karşı idari başvuru ve adına ödeme yapanın kimlik bilgilerini öğrenme gibi, uygulamada karşılaşılan ve ciddi sıkıntılara neden olan konuların gündeme alınması gerekir” görüşünü vurguladı.

Ahmet Ak, mükellef haklarının idari yükümlülük olarak belirlenmesi yanında, bu hakların ihlalinin yaptırıma bağlanması gerektiğini de vurguladı. Mükellef haklarının güçlü hukuk hükümlerine dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Ahmet Ak, “Hukuki koruma sağlanmadıkça bir hakkın varlığından bahsetmek anlamsız olacaktır. Yasa önünde eşitlik, adil yargılanma, özel hayatın gizliliği, mülkiyet hakkı ya da kamu hizmetlerinden mahrum bırakılmama gibi evrensel haklara ilişkin konular anayasa ile düzenlenmeli, bu hakların ayrıntıları ise yasalarda yer almalıdır” dedi.

Türkiye’deki düzenlemelerin dağınık halde bulunduğuna işaret eden Ahmet Ak, 2006 yılında yayımlanan Mükellef Hakları Bildirgesinin de herhangi bir bağlayıcılığı olmadığını anlattı. Ahmet Ak, “Mükellef hakları denince; dilekçe hakkı, bilgi edinme hakkı, dava açma hakkı, ihtirazi kayıtla beyan hakkı, temsil hakkı, tarhiyata itiraz hakkı ilk akla gelenlerdir. Mükelleflerin vergilendirme sürecindeki idari işlemler aşamasında, vergi inceleme aşamasında, tahsilat aşamasında ya da cebren tahsil aşamasında bir kısım yasal hakları bulunmaktadır. Yasal hakların korunması ve kullandırılması da hukuka devletinin bir gereğidir” diye konuştu.

Vergi Hukukçusu Ahmet Ak, mevzuatın güçlendirilmesi yanında, vergi uyuşmazlıklarının kamu denetçisi aracılığıyla çözülmesi uygulamasının getirilmesi, mükellef haklarının idari yükümlülükler olarak düzenlenmesini önererek, “Sürekli yükümlülüklerde mükellefiyeti dondurma hakkı, uzlaşma ve benzeri hakların kullanılmasında eşit işlem ve adil yararlanma hakkı, tarhiyata itiraz hakkı, ödeme emrine karşı vergi idaresine başvuru/itiraz hakkı, ödemelerde ödemeyi yapanın kimlik bilgilerini öğrenme hakkı ve aciz halinde aciz fişi düzenlenmesini isteme hakkı konularında mutlaka yasal düzenlemeler yapılması, vergi idaresinin hangi işlem ve eylemlerinin ya da işlem yapmadığı durumlarda başvuru yolları ve mükellef hakların neler olduğu yasa ile düzenlenmelidir” dedi.

Kaynak: dunya.com Yayın tarihi: 12 Kasım 2019

 

 

“Türkiye, anahtarı aydınlıkta aramak yerine, bir an önce kaybolduğu yerde aramaya başlamalıdır”

 

Ahmet KAYA - Maliye Okulu Mezunları Derneği Genel Başkanı

akaya dunyaMilli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk, 14.02.2015 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin “Eğitim” köşesinde kendisi ile yapılan bir söyleşide, “Bir çocuk sadece ama sadece kendi doğasında, uygun bir atmosfer bulursa yeşerir” cümlesini kullanmıştı. Türkiye’nin dört bir yanından, çoğunlukla taşradan gelip sınavla seçilerek girdiğimiz ve 14-17 yaşlarımızı aile sıcaklığında, yatılı olarak geçirdiğimiz Maliye Okulu’nun mezunları olarak biz hep kendimizi “doğamıza uygun atmosferde” eğitim alan şanslılar olarak gördük.

Kamu Maliyesi’nin özellikle taşrada eksikliğini hissettiği yetkin maliyeci mezun eden, günümüzde eğitim vermeyen Maliye Meslek Lisesi gibi diğer kurumlara bağlı meslek lisesi mezunları da hizmet verdikleri kurumlarda bu mutlu edici hissi ziyadesiyle yaşamışlardır.

Bakan Ziya Selçuk, geçtiğimiz günlerde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı ile birlikte meslek liselerinde “özel sektör” dönemini başlatan protokole imza atmış ve orada Almanya’da mesleki teknik okulların yüzde 80’inin özel sektörün desteklediği okullar olduğu, bizde bu oranın yüzde 4 civarında bulunduğu tespitini yapmıştı.

Bakan Ziya Selçuk konuşmasında, “aranılan” düzeyde nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve ekonomiye kazandırılmasıyla yatırımcıların bu protokolün semeresini kısa sürede alacaklarını vurgulamıştı.

Devamı gelecek” mesajını, bu mesajın kapsamında kamu kesimi “aranılan” ara insan gücü eksikliğini giderme planlarının da olduğunu umarak, umut verici buluyorum. Bu noktada, hazır Almanya’daki mesleki eğitim gündeme gelmişken, yine bu ülkeden örnek vererek bazı hususları paylaşmakta yarar görüyorum. Almanya'da kamu kesimine ara insan gücü yetiştiren eğitim programları, 1919 yılından bu yana Almanya Mali İdaresi’nin yönetim ve denetimi altında bulunmaktadır. "Orta Dereceli Memur" yetiştiren okullardan Bavyera eyaletindeki "Landesfmanzschule" (Maliye Lisesi) programları ile mali idare, finans, ulaştırma ve emniyet teşkilatı gibi kamu kuruluşlarının personel ihtiyacının karşılaması amaçlanmaktadır.

Türkiye’de, 1924 yılında benzeri statüde kurulan Maliye Okulu, kapatıldığı 2001 yılına kadar verdiği mezunlarla Mali İdare içindeki ara insan gücü ihtiyacını karşılamakta başarılı işlev görmüştür.

Ülke sınırlarının korunması, can ve mal güvenliği sağlanması gibi kamu kesiminde kalması gereken alanların yanı sıra, nitelikli “ara/aranılan” insan gücü açığı, diğer kamusal alanlarda da gün geçtikçe daha fazla kendini hissettirmektedir.

Bu kamusal alanların başında, şu sıralar en çok vurgu yaptığımız, ülke ekonomisi için uzaklaşmak istemediğimiz “mali disiplin”i sağlayacak aktörler arasında yer alan kurum ve kuruluşları ve özellikle de taşra teşkilatları gelmektedir.

İşte tam da bu alanda, Ankara Maliye Okulu, Ulus’ta Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin arkasındaki binasında 1997 yılına kadar, Kamu Maliyesi’ne ve Gelir İdaresi’ne memur yetiştirmiştir. Ne gariptir ki, ihtiyacın arttığı düşüncesiyle 80’li yıllarda İstanbul ve İzmir’de de Maliye Meslek Liseleri açılmış, daha sonra 2000’li yılların başında bu okulların tümü kapatılmıştır.

Kurumların eleman yetiştirmek üzere açtıkları diğer liselerden; Anadolu Meteoroloji Meslek Lisesi, Anadolu Tapu ve Kadastro Meslek Lisesi ile Sağlık, Tarım ve Adalet Meslek Liseleri, 26.01.2006 tarihinde kabul edilen 5450 sayılı kanunla, “kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okullar, eğitim merkezleri ve kurslar” olarak, bünyelerindeki döner sermaye işletmeleri ile birlikte Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmişlerdir.

Teknik Ziraat ve Teknik Bahçıvanlık Okulları, aynı kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. Türk Silâhlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı okullar bu kanun kapsamı dışında bırakılmışlardır.

O güne ait kapatma gerekçeleri irdelenerek bu okulların çağa uygun şekilde tekrar eğitimdeki yerlerini almaları sağlanmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın TOBB ile özel sektör alanında başlattığı iş birliğinin, vakit kaybetmeden kamu alanına da yansıtılması, devlet kurumlarında eksikliği her geçen gün daha çok hissedilen, “aranılan” ara eleman kaynaklarını yeniden üretime açacaktır.

Kapatılmış Ankara Maliye Okulu binasının Yabancı Diller Yüksek Okulu olarak Sosyal Bilimler Devlet Üniversitesi (ASBÜ) bünyesine katılması nedeniyle derneğimizce düzenlenen anı plaket çakma töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Mehmet Barca’nın, üniversite kapılarının düzenleyeceğimiz seminer, sempozyum ve panellere açık olduğunu belirtmesinden güç alarak; İlgili bakanlık temsilcilerinin de katılımlarıyla, diğer kurumlara bağlı meslek liseleri mezun dernekleriyle birlikte geçmişteki bu başarılı eğitim deneyimlerini bir sempozyumda masaya yatırıp küçük katkılar sunma fikri bile bizi heyecanlandırıyor.

Ara insan gücü bir ülkedeki kaliteli üretimin anahtarı ise eğer, yine Milli Eğitim Bakanımızın deyişiyle “Türkiye, anahtarı aydınlıkta aramak yerine, bir an önce kaybolduğu yerde aramaya başlamalıdır”

Kaynak: dunya.com Yayın tarihi: 18 Mart 2019

mo damga

 
 


Murat BUDAK - Mucit Mezunumuz

 

Murat BUDAK. Maliye Okulu 1990 mezunu. 

Bizden biri. Aynı karavanayı paylaştığımız mezunlarımızdan. Şimdi Amasya Vergi Dairesi Müdürlüğünde görev yapıyor. Ama yalnızca vergi düşünmek yetmiyor ona, zihninde çevre korumaya dair düşünceler de oluşmuş; hatta katı ve sıvı maddelerin karışımından, farklı demlenme sürecinden geçtikten sonra reaksiyonunu tamamlamış bir kimyasal sıvı hava filitre sistemi geliştirmiş. Teknik olarak nokarbon olarak anılıyor.

Dün Derneğimizin e-posta kutusuna bir iletisi geldi. Sn. Budak diyor ki;

 

Okulumuzdan bir mucit çıkmadı demeyelim. İçimde kalan mühendislik ruhunu öldürmedim ve Dünyanın en ekonomik ve çevre dostu ürünü Nokarbon'u (sıvı hava filtresi) geliştirdim. Bu sayede araç emisyon değerlerinde %50 ve üzeri düşüş sağlayarak çocuklarımıza daha temiz bir gelecek bırakmak için çalışıyorum, tabii bir gün tuhaf bir trafik kazasına falan maruz kalmaz isem..."

Üstelik buluşuyla Amasya Ticaret ve Sanayi Odasının katkısı ile Amasya Üniversitesi tarafından düzenlenen "Süper Bir Fikrim Var" yarışmasının "Amasya Halkı Kendi Aralarında Yarışıyor" bölümünde "Nokarbon" projesiyle birincilik ödülü de kazanmış. Ancak, iletisinin son bölümündeki "bir gün tuhaf bir kazaya maruz kalmak" düşüncesi çok kaygı verici. Anlaşılan o ki, projesi bazı kesimlerin tekerine çomak sokuyor. Dileriz düşündükleri kuruntu düzeyinde kalsın.

nokarbon odul nanokarbon
Fotoğrafları büyütmek için tıklayınız

 Sn Budak'a projeniz nerelerde ve ne amaçla kullanılıyor diye sorduk, başladı anlatmaya, biz de şaşırdık:

NoKarbon, araç motorlarının silindirlerine gelen hava yakıt karışımının, bu sistemin kendi bünyesinde iyonize ederek verdiği hava ile birleşip yüksek oranda yanmasını ve parçalanmasını sağlayan sıvı hava filtresi yakıt destek sistemi. Böylece silindir içerisindeki yanmadan kaybedilen yakıtın neredeyse tamamının yanması sağlanıyor. Dolayısıyla bu sistem motorlu araçlarda kullanılıyor. Bu sistemin kullanıldığı motorlarda emisyon değerleri ve zehir salınımı olan egzoz karbonmonoksit artığı % 50-90 civarında değişerek çevre korumaya yardımcı oluyor. Motorlardaki etkisini ise şöyle sıralayayım; yakıtta %6 - %30 arası tasarruf garanti, motor ömrü en üst düzeye kadar uzuyor, motor gücü %5 - %20 oranlara kadar artıyor, motor daha az gürültülü çalışıyor, egzoz ve katalizatör ömrü artıyor.

Projesine patent alıp almadığını da sorduk. "Başvurdum tabii, fakat diğer başvurduğum üniversiteler gibi projemi çalmaya çalıştılar, ben de vazgeçtim." dedi. Böyle hem çevreye, hem geleceğe, hem araca ve hem de cebe yararlı böyle bir projeye destek olunacağı yerde inanılmaz köstek olunmuş anlaşılan. Bazı firmalar da mühendis olmadığı için başvurusunu kabul etmemiş! Sanki bütün mucitler mühendismiş gibi.

Maliye Okulunda vergi, gümrük, bütçe, ekonomi, hukuk öğren, enerjini bunların yanı sıra çevre korumaya da harca. Yürekten kutluyoruz sizi Murat BUDAK. Gurur ve kıvanç kaynağımız oldunuz.

Umarız Sn Budak'ın projesi öngörü sahibi bir girişimci ya da otomobil üreticileri tarafından fark edilir.

 

mo damga

 

 

Cumhuriyet devrinde Maliyemiz, üstünde çok çalışılmış bir konudur. Yüzyılların aksaklıklarının giderilmesi ve zamanın getirdiği esasların yerleştirilmesi, büyük emeklerle olmuştur ve daha çok emeklere ihtiyaç vardır.  Maliye Okulu gençlerinin, Maliyemizi ehliyetle işletip ilerleteceklerine inanıyorum. 06 Şubat 1947 İsmet İNÖNÜ