“Maliye Okulu(Ankara Maliye Meslek Lisesi)”

Maliye Okulu’nda (Ankara Maliye Meslek Lisesi’nde) eğitim ve öğrenim gördüğümüz yıllarda ki okulda geçen ve kabına sığmayarak dışarı taşan inişli ve çıkışlı davranışlarımız, aşağıda belirttiğimiz sekil de olunca, okulumuz tam manasıyla bir “hababam sınıfı” özelliğini taşıyordu:

-12 Eylül öncesi, anarşi tüm liselerimize kadar inmişti. Aşağı yukarı Ülkemizin tamamında, anarşik olaylar nedeniyle kavga, bombalama, yaralama ve adam öldürme olayları çok yoğun oluyordu. O yıllarda sadece TRT televizyonu yayın yapıyordu. Bu nedenle de, TRT haberlerinin neredeyse tümünü, günlük, bombalama, yaralama ve adam öldürme haberleri oluşturuyordu.

Halkımız, “maalesef(!!!) o yıllarda” sağcı ve solcu diye ikiye ayrılmıştı/veya ayrıştırılmıştı. Her tarafta sıkıyönetim vardı. Bu aziz Milletin insanları, birbirinden çekinir ve korkar olmuş, neredeyse sokağa çıkamaz hale gelmişti. Velhasıl, ortam hiç de iyi değildi (!!!).

Ülke genelindeki böylesi bir ortam nedeniyle, bizim okulda da öğrenci arkadaşlarımız “sağcı” ve “solcu” olmak üzere önce ikiye ayrılıyor, sağcılar ve solcular da kendi aralarında ayrı ayrı fraksiyonlara ayrılıyordu. Ancak, kavga olduğu zamanlarda ise sağ ve sol gruplar kendi aralarında birleşiyor ve karşılıklı cepheleşmeyi oluşturabiliyorlardı.

Bu fikir ayrılıkları nedeniyle, okulumuzda zaman zaman “sağ-sol” kavgası da oluyordu. Ancak, kavganın ardından birkaç günlük tedirginlik ve küskünlükten sonra, okul bahçesinde aramızda futbol maçı yaparak, bu küskünlükleri unutmaya çalışıyorduk.

Uzun yapılı ve üç katlı okul binasında, bütün okul arkadaşlarımızla birlikte; aynı yatakhanede (Birinci ve ikinci sınıf öğrencileri iki katlı ranzalardan oluşan, üçüncü sınıf öğrencileri tek kişilik somyalardan oluşan üçüncü kattaki ayrı ayrı yatakhanelerde, kız arkadaşlarımızda ikinci kattaki ayrı bir yatakhanede) yatıyor, aynı yemekhanede yemek yiyor ve aynı dershanelerde ders görüyorduk. Bu nedenle birbirimizle, uzun süre küs kalma şansımız da yoktu aslında!. Fakat, siyasi grup liderleri her an kavga çıkartma eğiliminde olduklarından, her gün kavga çıkacak korkusuyla günlerimiz su gibi akıp geçti, farkına varamadan da o güzelim yılları bitirdik maalesef!..

-Okulumuz her yıl, bütün öğrencilerine 3 çeşit iç çamaşırı, 3 çeşit çorap, yazlık ve kışlık olmak üzere 2 gömlek, 2 kravat, 2 takım elbise, ayakkabı ve bot ve 3 yıl için palto vermesine karşın, okulumuzda “kılık-kıyafet” serbestti. Dolayısıyla da imkanı olan arkadaşlarımız, okulun verdiği takım elbiseleri giymez, bunun yerine kendi imkanlarıyla aldıkları takım elbise, gömlek ve kravatları giyerdi.

Moda esintisi nedeniyle, arkadaşlarımızın; kiminin saçları çok uzun (omuzlara kadar), kiminin saçları kısaydı. Ama hepimizin pantolonlarının paçası İspanyol paçaydı (tabi ki okulun diktirdiği takım elbise pantolonları hariç).

-Sabah kahvaltılarında; çay, zeytin, peynir olduğu halde, bunlara ilaveten bal, reçel, tereyağı, haşlanmış yumurta neden verilmiyor diye, anarşik ortamdan faydalanarak okul idaresini (haksız yere) hep birlikte protesto ediyorduk.

Ancak, menfaat noktasında fikir ayrılığına (sağcılığa-solculuğa) bakmazsızın birlik ve beraberliği kolayca sağlıyor ve amacımıza da rahatlıkla ulaşabiliyorduk!..

-Kimi zaman, arkadaşlarımız arasında birbirimize “Mektep-i Maliye’ye geldin, Devlet-i Aliye’ye gideceksin. Ne şans be!!!” diye sözlü olarak takılıyorduk. Aslında, bu sözlü sataşmalardan kendimize bir gurur payesi çıkararak çaktırmadan mutlu da olurduk.

-Hafta son tatillerimizde genellikle, okulumuza yakın olan “Gençlik Parkı’na” giderdik. Gençlik Parkı’nda kimimiz ders çalışır, kimimiz gezer ve eğlenirdi. Kimi arkadaşlarımız da sevda dolu gönüllerini süsleyen yeni aşklarının peşinde koşardı.

Ders çalışan arkadaşlarımızın nasıl ders çalıştığına gelince!.. Ciltleri vidalı bir şekilde olan Vergi Kanunlarının (dersimizle ilgili olanının), ilgili maddelerin bulunduğu ve cildinden çıkardığımız sayfaları elimize alıp gezerek okur ve ezberlerdik. Bu nedenle, her arkadaşımızın elinde mutlaka bir “beyaz sayfalı” kanun metni olurdu. Uzaktan baktığımızda, kimin elinde, beyaz kağıt varsa, tanımasak bile o kişinin mutlaka bir okul arkadaşımız olduğunu tahmin edebilirdik.

-Bazı hafta sonu tatillerinde ise birçok arkadaşımızla birlikte ve gruplar halinde, sinema, tiyatro, konser gibi etkinliklere giderdik.

Herhangi bir yere gitmeyeceğimiz zamanlarda ise genellikle de görüşünü savunduğumuz fikrin, siyasi temsilcisi olan partinin “Gençlik Kolları” toplantılarına katılırdık.

Siyasi görüşümüz nedeniyle, mutlaka ama mutlaka, savunduğumuz fikirlerle veya zıt fikirlerle ilgili bol ve çeşit kitaplar okurduk (O yıllarda, bütün gençlik, aslında çok kitap okurdu).

Sevgi ve saygılarımla!..

Not: Devamı gelecek sayımızda.

E.Başmüfettiş (Ekonomist)/Udi Bestekar

E.mail: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Sonraki yazı için tıklayınız.

Kaynak: İl Gazetesi'nin 5.1.2010 tarihli nüshasından alınmıştır.

Cumhuriyet devrinde Maliyemiz, üstünde çok çalışılmış bir konudur. Yüzyılların aksaklıklarının giderilmesi ve zamanın getirdiği esasların yerleştirilmesi, büyük emeklerle olmuştur ve daha çok emeklere ihtiyaç vardır.  Maliye Okulu gençlerinin, Maliyemizi ehliyetle işletip ilerleteceklerine inanıyorum. 06 Şubat 1947 İsmet İNÖNÜ